01.07.2010 - CNBC-E BUSINESS

KRİZİN EN BAŞARILI CEO’SU

TECRÜBE KAZANDI

Türkiye’nin en uzun sure CEO koltuğunda kalan profesyoneli. Ve krizin en başarılı CEO’su. Cirosunun önemli bir kısmı krizden ağır etkilenen inşaat ve imalat sanayisinden gelmesine rağmen Alarko Holding’i yüzde 10’un üzerinde büyütmeyi başardı. Peki, ama nasıl?

Aslında Jack Welch gibi 20 yıl boyunca aynı şirketi yöneten CEO’ların iktidarının üzerinden epey geçti. Hatta Booz&Compony’nin geçtiğimiz ay yayınlandığı “2009 CEO Değişim Anketi” sonuçlarına göre, ekonomik kriz dünya genelinde CEO’ların ortalama görev süresini 8.1 yıldan 6.3 yıla çekti.

Ama istisnalar her zaman vardır. Krizin en başarılı CEO’su Ayhan Yavrucu da bunun iyi örneklerinden... Yavrucu, tam tamına 33 yıldır Alarko Topluluğu’nda yöneticilik yapıyor. Üstelik 16 yıldır da şirketin CEO’luğunu yürütüyor. Türkiye’nin en uzun süre CEO koltuğunda kalan profesyoneli olma ünvanını şimdiden kazandı. Ama koltuğunda gözü olanlar boşuna heveslenmesin, 62 yaşında da olsa emekli olmaya hiç niyeti yok. Çünkü kendi deyimiyle hayatı ve zamanı Alarko olmuş. O artık Alarko’nun bir parçası gibi.

Yavrucu bir bakışta Alarko Topluluğu’nun genel müdürlük binasına benziyor aslında. Bu benzetme tuhaf geliyor olabilir ama karar vermek için acele etmeyin.

Yolu Alarko Topluluğu’nun gene müdürlük binasına düşenler bilir. İstanbul gece hayatının kalbinin attığı yerde, Türkiye’nin en popüler gece kulüplerinin birinin tam karşısındadır. Ama yüksek taş duvarlar görüşünüzü engeller ve sanki buzlu bir camın arkasından bakıyor gibi binayı göremezsiniz. Gözlerinizi duvarların üstünde gezdirseniz dahi binanın etrafını çeviren sık ağaçlarla örülü koru, kamuflaj görevini iyi yapar.

Alarko binasına dar ve kıvrımlı bir yoldan çıkılır. Yolun sonunda dikkatinizi hemen binanın karşısındaki sundurmanın altında duran, çoğu klasik olmaya aday, ondan fazla uzun gövdeli Alman ve Amerikan otomobilleri çeker. Önünde durduğunuz bina Türkiye’nin en büyük holdinglerinden birine aittir. Ne var ki, içerisi terk edilmiş kadar sessiz ve loştur. Sanki birileri bu koca araziyi etrafta patronmuş gibi kendinden emin adımlarla dolaşan kedilere ya da kuşlara bağışlamışır. Oysa büyük bir sessizlik içinden yürütülen hummalı bir mesai hakimdir binaya.

Ayhan Yavrucu da iş dünyasında tıpkı bu bina gibi hep göz önünde olup aynı zamanda görünmez olabilmeyi başardı. Topluluğun kurucuları olan Alaton ve Garih isimlerinin popülerliği Yavrucu’ya sık ağaçların Alarko binasına saldığı kamuflaja eş bir görünmezlik kazandırdı. Ama bununla yetinmedi. Tıpkı Alarko binasındaki mesailer kadar sessiz oldu Yavrucu. 33 yılı aşan kariyer yolculuğunda parmaklarının ucunda yürüyen bir adamdan farksızdı. Sessiz ve çabuk adımlarla işlerini yürüttü. Aslında hep ordaydı ama sadece istediğinde göründü. Şimdi 62 yaşında ve sundurmanın altındaki otomobiller kadar klasik, değerli ve performansı ile hala çok iddialı.

236 CEO arasında yaptığımız araştırmanın sonuçları, krizin en başarılı CEO’sunun Ayhan Yavrucu olduğunu işaret ediyor. Aslında küresel mali kriz ortaya çıktığında Alarko’nun iki önemli handikabı vardı. Cirosunun önemli bir kısmı inşaat ve imalat sanayisinden geliyordu. Yani krizden ilk ve en ağır şekilde etkilenen sektörlerden... Peki, buna rağmen Alarko nasıl krizin en iyi performans gösteren şirketi oldu?

ALARKO KENDİ ŞİRKETİM GİBİ

33 yıldır Alarko’dasınız. 16 yıldır da CEO koltuğunda... Sizi tanıyanlar her gün işe ilk günkü heyecanla başlayabildiğinizden bahsediyor...

Çok klasik geldiğinin farkındayım ama inanın tamamen doğru.

Bu koltukta sıkılıp yönünüzü kaybettiğiniz, hedefsiz kaldığınız olmadı mı hiç?

Sıkılmak ya da hedefsiz kalmak daha çok çalıştığınız kurumun iş kültürüne bağlı sanırım. Alarko’nun hissedarları üst yöneticilerine önemli sorumlulukların yanı sıra geniş bir yetki alanı da verir. Mübalağ etmiyorum yıllardır Alarko’yu kendi şirketimmiş gibi yönetiyorum. Artık onun bir parçasıyım. İnsan kendi şirketinden sıkılır mı?

Halka açık 236 şirketin CEO’ları arasında krizin en başarılı CEO’su seçilmek sizin için şaşırtıcı oldu mu?

Hoş bir süpriz oldu. Diğer şirketlerin performanslarını detaylı bilmiyorum. Ama bana böyle bir araştırma hazırladığınızdan bahsetseydiniz ilk beşe gireceğimi tahmin edebilirdim. 2009 iyi sonuçlar aldığımız bir yıldı. Konsolide olarak yüzde 10’un üzerinde büyüdük.

Nasıl bir kriz stratejisi izlediniz?

Bir-iki mikro ölçekli önlem dışında Alarko’nun rutin kriz prosedürünü takip ettik.

KRİZ KAHİNİ

Prosedürün detayları nedir? Her krizde aynı prosedürü mü uyguluyorsunuz?

Alarko 56 yıllık bir şirket ve krizler konusunda büyük bir tecrübesi var. Hatırlayabildiğim kadarını size sayayım. Türkiye’de 1987,1991,1994,1998, 2001 ve 2008 yıllarında kriz yaşandı. Biz 1987’de de gelişmeleri izleyerek olabilecekleri önceden tahmin etmiş ve o sıra elimizde bulunan bazı gayrimenkulleri satarak likiditemizi güçlendirmiştik. Kredilerimizi olabildiğince azaltıp, mali yapımızı sağlamlaştırmıştık. Ve 1987 krizi bize şunu öğretti: Herşeyden önce ekonomik krizden etkilenmemeniz mümkün değildir. Fakat finansal açıdan güçlüyseniz o zaman krizin etkileri görece olarak azalır ve size birtakım fırsatlar sunar.

1987’den beri aynı kriz reçetesini mi uyguluyorsunuz yani?

Alarko konservatif bir kurumdur. Düşünce sistematiğini ve prensiplerini zamanın şartlarına uygun olarak zenginleştirebilir, geliştirebilir ama radikal şekilde değiştirmez. Ama omurgasını hep korumuştur. Alarko’nun iş yapma kültürü bellidir. Dış finansmanı kaldıraç olarak kullanan, borçla büyümeyi hedefleyen bir topluluk değiliz. Özkaynak ve yabancı kaynak dengesini her zaman kabul edilebilir oranların altında tutarız. Çünkü biliriz ki, dünyada ortalama her beş yılda bir ekonomik kriz olur ve kimse krizin etkilerinden kaçamaz. Alarko’nun temel prensibi ve bizim öncelikli hedefimiz şirketin finansal parametrelerini her zaman üst seviyede tutmaktır. Bizim bir sihrimiz varsa, o da budur.

1987’deki krizde de gelişmeleri izleyip olabilecekleri önceden tahmin ettiğinizi söylediniz. 2008’in Eylül ayında patlak veren mali krizi ne zaman öngördünüz?

Tam bir gün veremem ama 2007 yılının sonlarına doğruydu, 2008 yılının büçesini ve yatırım planını hazırlamadan önceydi.

Roubini bir yıl önceden krizi tahmin ettiği için krizin kahini ilan edildi. Bu söyleşinin ardından size de kahin Türk yakıştırması yapılır mı acaba?

Roubini kahin falan değil, sadece hangi göstergelere bakması gerektiğini bilen ve trendleri çok iyi takip eden bir ekonomist. Paul Krugman, Joseph Stiglitz gibi ekonomistler de aynı uyarıyı benzer zamanlarda yapmışlardı.

Siz hangi parametreleri takip ederek krizin gelebileceğini bir yıl öncesinden tahmin ettiniz?

Bakın, ekonomideki kötüye gidiş fiyatlarla ortaya çıkar. Hisse senetleri, gayrimenkul, kıymetli metal, petrol gibi varlık fiyatlarının artış ortalaması milli gelirdeki artıştan daha fazla olmamalıdır. Bir ülkenin serveti üretiminden daha fazla artıyorsa, reel ekonomi ile ilişkisi kopmuş, başka faktörlerden etkileniyor demektir. Zaten ekonomik kriz dediğiniz de esasen ülkeyi yeniden reel ekonomi ile ilişkiye zorlayan bir çeşit düzeltmedir.

2 MİLYAR DOLARLIK ENERJİ YATIRIMINI ERTELEDİK

Daha karmaşık bir formül bekliyordum. Bu verilere TV’den bile ulaşabilirsiniz. Ama krizi kimse sizin kadar erken göremedi. Acaba herkes yanlış yere mi bakıyor?

Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem ama ekonomik dengesizliği fiyatlardan başka görebileceğiniz bir yer yok. Roubini de diğer ekonomistler de fiyatlardan izliyor.

2008 bütçesi için toplandığınızda tam olarak ne olduğunu anlatabilir misiniz?

Toplantıda ortak görüşümüz fiyatların tepe noktada olduğuydu. Fiyatlarda bundan sonraki trendin aşağı doğru olacağı konusunda hemfikirdik. Sadece krizin ne zaman başlayacağını kestiremiyorduk. Kesin olan, fiyatlar bu kadar bu kadar şişmişken, büyük balonların er ya da geç büyük bir sorunu kapımıza taşıyacağıydı. Toplantının sonucunda yeni yatırımlarımızı 2008 bütçesinden çıkarma kararı aldık.

Hangi yatırımlardı bunlar?

İlk çıkardığımız 2 milyar soları aşan büyüklükteki enerji yatırımıydı. 2008 yılında yatırıma başlarız diye düşünürken vazgeçtik. İkinci kararımız sanayi kolumuzda genellikle yatırım malları üretiyoruz. Ürün yelpazemizde ısıtma, soğutma, havalandırma ve su basınçlandırma gereçleri var. Ekonomik kriz önce sanayiyi ve yeni yatırımları vuracağından, bizim ürünlerimizin satışlarına da etki edeceği kesindi. Stoklarımızı azaltmamız, diğer yandan alacaklarımızı da düşürmemiz gerektiğini konuştuk. Bu konuda başarılı da olduk. Ardından inşaat sektöründe hiçbir yeni yatırıma başlamama kararı aldık. Devam eden projelerimizle ilgili ödenekleri de bir miktar kısma kararı alarak, finansal varlıklarımızı güçlendirdik.

Ve gardını almış boksör gibi beklemeye başladınız. Peki, ilk yılın sonunda çıkardığınız hasar raporunda neler yazıyor?

Daha önce de söylediğim gibi kriz herkesi etkiler. İmalatta yüzde 22’lik bir daralma oldu. Bu yılın sonuna kadar bunun yarısını kapatırız diye tahmin ediyoruz. 2008 rakamlarını yakalamak 2011’e kaldı. İnşaatta krizin etkisini ölçmemiz şu anda güç. Biliyorsunuz inşaat, yapısı gereği krizden önce etkilenip, en son çıkan sektördür. Türkiye’de inşaat sektöründe 2012’den önce bir canlanma beklemiyorum. Yurt dışında işlerimiz iyi gitti. Devam eden 400 milyon dolar büyüklüğünde taahhüt işimiz var. Ayrıca en iyi fiyat teklifini sunarak birinci olduğumuz ancak henüz nihai imzaların atılmadığı 1.6 milyar dolarlık projeler var. Her şey yolunda giderse yurt dışı taahhüt portföyümüz 2 milyar doların üzerine çıkacak. Ama çok daha fazlasını hedefliyoruz. Turizm’de ise 2008’den de iyi bir yıl geçirdik. Yüzde 14 civarında büyüdük, bu yıl da yüzde 7 tahmin ediyorum. Turizmde de yeni yatırımlar yapmayı planlıyoruz.

BATIYA DEĞİL DOĞUYA YATIRIM

Yurt dışı taahhüt işlerinde daha büyük hedefleriniz olduğundan bahsettiniz. İlgi çeken büyük projeler mi var?

En aktif olduğumuz anlardan biri yurt dışı taahhüt. Biz Kuzey Afrika, Ortadoğu, Rusya ve Bağımsız Devletler Toğluluğu’nda iş yapıyoruz. Yeni hedefimiz daha da doğuya mesela Hindistan, Vietnam, Malezya’ya gitmek. Afrika’da da birkaç ülkede araştırma yapıyoruz, içlerinden bazılarını seçeceğiz.

Neden daha doğuya da batıya değil?

Yeni dünya düzeninde Avrupa ve Amerika’nın bilgi üreten bir konumda yer alacağını düşünüyorum. Trend üretim ciddi oranda Türkiye ve Uzakdoğu’yu kapsayacak gibi görünüyor. AB’yi düşünün... Almanya’yı, hadi hakkını yemeyelim biraz da Fransa’yı çekin üretimden, geriye ne kalır acaba?

Turizmde ne büyüklükte bir yatırım planlıyorsunuz?

Bize Kıbrıs’ta Yeni Erenköy adı verilen bir yerde büyükçe bir arsa tahsis edildi. Büyük bir tatil köyü yapmayı planlıyoruz. Kabaca 200 milyon doların üzerinde yatırım. Bir de İstanbul Avrupa yakasında bir arsa ile ilgileniyoruz Sonuç alabilirsek içinde kongre ver sergi merkezlerinin olacağı büyük bir iş oteli yapmayı planlıyoruz. Bu proje için de tahminen 200 milyon doların üzerinde harcama yaparız.

Tüm söyledikleriniz içinde devasa bir enerji yatırımını askıya almanız beni şaşırttı. Malum enerji Türkiye’de krize rağmen yatırımda hız kesmeyen tek sektör...

Bizim yapımı devam eden Kırıkkale’de 85 milyon dolarlık bir doğalgaz santral, projemiz var. Bir de Adana Karakuz’da 80 MW gücünde bir HES yatırımımız söz konusu. Yıl sonuna doğru inşaata başlarız. Tahminen 130 milyon dolara mal olacak bir yatırım. Esas büyük yatırımımızda Çanakkale Karabiga’da 1200 MW’lık kömür ve 500 MW gücünde gaz santralleriydi. 2011’den itibaren tekrar gündemimize alırız. Bu iki projede toplam yatırım miktarı 2 milyar doların üzerinde.

Yüksek proje maliyeti nedeniyle mi bu iki yatırımı ertelediniz?

Biz 20 yıldır enerji işinin içindeyiz ve çok ihtiyatlı davranıyoruz. Bakın Karabiga’daki arsayı alalı beş yıl oldu ama yatırımı erteledik. Neticede bu yatırımlar para ile yapılıyor. Günü gelince o borçları ödemeniz istenecek, ne ile ödeyeceksiniz?

Bahsettiğiniz geçici bir durum değil mi? Her krizde sanayinin kapasite kullanım oranlarına paralel olarak enerji talebi de düşmez mi?<

Doğru, kriz muhakkak etkiledi ama şu anda kriz nedeniyle oluşan kayıp kapanmış durumda. Biz Konya Meram’da dağıtım işi de yapıyoruz ve elektrik kullanımı 2008 seviyesine doğru geliyor. Yani elektrik talebindeki düşüş kapanmış durumda ama elektrik fiyatları artmıyor. Cevabını bulmanız gereken soru bu fiyatlarla nasıl kar edip, kullandığınız krediyi ödeyeceğiniz. Öte yandan Türkiye’nin bir büyüme temposu ve buna paralel olarak artan bir de enerji itiyacı var. Geçmişte tekstilde, turizmde yaşadığımız şeyin aynısı bugün enerjide oluyor. Herkes bu sektöre yatırım yapıyor. Biz enerjide gelecekte çok büyük problemler yaşanacağını düşünüyoruz. Zaman veremem ama kesin bir konsolidasyon olacak ve birçok kişi bu işten zararlı çıkacak.

AVCI CEO

Günde kaç saat çalışıyorsunuz?

Her şirket gibi Alarko’nun da önceden belirlenmiş mesai saatleri var. Fakat üst düzey yöneticiler için önceden belirlenmiş mesai saatlerinin gerçekte hiçbir anlamı olmaz. Dünyanın neresinde olursanız olun mesainizi, o gün yapacağınız işlerin başarısı için gereken zaman belirler. Gerekirse tatil günü de çalışırsınız. Hele bir de şirketinin parçası haline gelmiş profesyonellerden biriyseniz, zamanın size ayrılan kısmı giderek azalır.

Soruyu tersten sormak daha doğru olacak galiba. Kendinize günde kaç saat ayırabiliyorsunuz?

Bu da size çok klasik gelecek biliyorum ama başka bir cevabı yok. Benim zamanım ve hayatım Alarko. Ama bundan hiç şikayetçi değilim. Her akşam şirketten çıkmadan önce mutlaka o gün yaptıklarımın muhasebesini yaparım. Sabah işe gelirken ise arabada arkadaşlarımdan gelen notları ve raporları okur, yanıtlamam gerekenler için kısa notlar hazırlarım. Zaman kalırsa hobilerimle meşgul olurum.

Hazır konu açılmışken hobileriniz neler?

Gençliğim Kayseri’nin Develi kazasında geçti. Bizim oralar gerçek bir av cennetidir. Gençken ben de ava çok meraklıydım. Şimdi de fırsat buldukça kuş ya da domuz avına çıkarım. Maksat avdan ziyade çoğu zaman arkadaşlarımla doğada bir gün geçirip, eski av maceralarımızdan bahsetmek. Bilirsin avcıların her zaman anlatacak bir hikayesi vardır. Zaten eskisi gibi av bulmak da mümkün değil. Kafamızı boşaltıp rahatlıyoruz işte.

Güncellenme Tarihi : 08.07.2010 15:37:00 Site Meter